16 Aralık 2010 Perşembe

Upuzun Bir Liste

Kediler ve Kitaplar'da okumaya doyamadığım, "waaoow" dediğim bir liste çarptı gözüme. Dedim ki, "Ey zaman izin ver bana! Ben de şöyle bir liste yapıvereyim. Hem gönlüm hoş olsun, hem de güzel şeyler düşünmek için bi'fırsatım olsun!" Can sıkıntısından, işlerin yoğunluğundan, bitmek bilmez bel ve sırt ağrılarından birazcık zaman çalıp karaladım bi'şeyler. Unutulan, gözden kaçan, hafızaya yenik düşenleri de olmuştur elbet. Onları da sen tamamlarsın de mi sevgili okur?!



Geçen yıl gördüğünüz en iyi film:
Mr.Nobody, Antichrist, El Secreto De Sus Ojos, 36 Wievs of Saint-Loup Peak ve Agora

En hafife alınmış film:
Bitter Moon, The Man from the Earth, Le Scaphandre et le Papillon, A Single Man

En şişirilmiş film:
Titanic, Twilight serisi, Before Sunrise / Before Sunset, The Notebook ve evet Inception

Sizi gerçekten mutlu eden film:
Amelié, Cashback, 500 Days of Summer, Big Fish, Dum Durakov, Im Juli, The Fall vee Garden State

Sizi hüzünlendiren film:
Shi-gan, Bad Education, Das Leben der Anderen, Dancer in the Dark, Mar Adentro, Revolutionary Road, El Laberinto del Fauno ve elbette Arizona Dream


En sevdiğiniz aşk hikâyesini barındıran film:

Un Coeur en Hiver. Düşünmek lazım ya hu, kim bilir nasıl hayıflanıcam tam uykuya dalarken aklıma gelen onca caanım aşk filmine!

En çarpıcı, en afallatıcı sona sahip film:
Oldboy, The Usual Suspect, In Bruges, Doubt. Hadi The Ghost Writer'ı da ekleyeyim, basbaya "bomba"ydı onun da sonu.

Defalarca izlediğiniz film:
Eternal Sunshine of the Spotless mind, Amelié, Ameros Peros, Naked, Hable Con Ella, Fight Club ve Brazil

Klâsiklerden en sevdiğiniz film:
Hiç kasmayayım, bu konuda berbatım çünkü. Bi'türlü sevemedik klasiklerle birbirimizi. Det Sjunde Inseglet'ı hariç tutuyorum.

Nefret ettiğiniz film:
Twilight ve Saw serisi

Gizli gizli sevdiğiniz film:
İtiraf ediyorum ey okur, Bridget Jones'a bayılıyorum!

Kimsenin sevmenizi beklememesi gereken filmler:
Nicholas Cage filmlerinin tümü. Sevgili Nicholas azalarak bit!

Kendinize en yakın hissettiğiniz film karakteri:
Bu soruya hiiiç düşünmeden bağıra çağıra cevap veriyorum, Ben Grace'im, Arizona Dream'in adamasmacadeğilkendiniasmacaoynayankızı Grace!

Sizi hayalkırıklığına uğratmış film:
Dr. Parnassus. Ah be Terry Gilliam yıkmıştın beni. Ve evet Alice in the Wonderland'da beni yıkıp geçen filmlerdendi.

En sevdiğiniz korku filmi:
El Orfanato ve Drag me to hell. Kısa ve öz diye buna derler işte.

Favori oyuncunuzun en sevdiğiniz filmi:
Sürekli kendimi mi tekrar ediyorum acaba sevgili okur! Üzgünüm, cevabım yine aynı yere götürüyor beni. En sevdiğim oyuncuya Johnny Depp'ten başkasını yazarsam ellerim tutmaz, gözlerim görmez olur. Arizona Dream, Ed Wood, Sweeney Todd ve Public Enemies'te müthişti bu adam ya hu!

Merakla beklediğiniz film:
Black Swan, Biutiful, Abraham Linclon: Vampire Hunter


Cesarete ihtiyaç duyan edit: Bu listenin "kitap"lı olanını da yapsak mı acaba?!

32 yorum:

kurtlu kitap dedi ki...

aşk hikayesine kesinlikle katılıyorum, ayazda bir yürek sadece ismiyle bile beni melankoliye sürükleyebilecek bi filmdi..

bu arada yarışmamıza iştirakınızı bekleriz efemm :)

http://beslenme-cantasi.blogspot.com/2010/12/yeni-yarsmamz-baslad-en-iyi-on-kitap.html

nosta dedi ki...

ahh ahh, ne nefis bi filmdi ayazda bir yürek!

hımmm! sizin yarışma için çokca düşünmek lazım, kağıdımı, kalemimi, hafızamı yanıma alıp başlıyorum hemencik yazmaya!

creep dedi ki...

İtiraf etmeliyim,
çoğuna katılıyorum.
Kıllık yapmak istedim ama bulamadım!

nosta dedi ki...

Pof! (:
keşke yapsaydın be creep, değişik bi kaç film çıkardı belki ortaya. biz de nasiplenirdik (:

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Nicolas Cage'i ben de sevmem ama "Adaptation." hatrına yıllardır kendisine bir şey demiyorum. Çok güzel bir liste, nedense bu listeler saçma gelir ama okumadan da duramam. Gerçi fazla gereksiz bir zamanda oldu yorumum ama olsun; ben daha yeni okudum =)

nosta dedi ki...

Fazla gereksiz bi umutla yazmıştım ben de bu listeyi Mr. Tambourine. Dolayısıyla hepimiz bu yorumu okumaktan mutluyuz.

Adaptation'I seyretmedim, ama sana hürmeten izlenicekler listesine ekledim. Du bakalım, izledikten sonra ben hâlâ o adamın adı geçtiğinde ekşiticek miyim yüzümü?

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Charlie Kaufman ot yazsa güzel olur ve onu Spike Jonze çekmişse kesinlikle izlenir =( İnsana Nicolas Cage bile harika gelir ondan sonra da =( Tabii ben bunu abartıyorum böyle ama belki de sevmezsin ama ben çok sevmiştim. Neyse fazla uzattık sanırım =(

nosta dedi ki...

Fazla uzatalım yahu! N'olucak? (:

İzlemeye kararlıydım zaten, Charlie Kaufman üzerine çikolata sosu oldu!

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Uzatıyorsak o zaman, bir de Charlie Kaufman kendini anlatıyor iyice heyecanlan hemen izle =)

nosta dedi ki...

İzlemeye başladım bile!

25.dakikadayım. Yazar kadın, kadehini kaldırarak, ön dişleri olmayan ama yine de yakışıklı kahramanını anlatıyor..

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Ouv o zaman bitirince düşüncelerini yazarsın bir sonraki yoruma =)

nosta dedi ki...

izledim. Bitirdim. Papatyalar açtı ışıkların içinden. Bir kaffeye ihtiyacım var, bi de sigaraya.

Uykumuzda boşluktan düşeriz ya, öyle bir garip oldum.

Mr. Tambourine Man dedi ki...

İnsan, hep bunu yapıyor sanırım; kendine çok güzel tam tersin bir ikiz yaratma durumu yani.

Ne bileyim, ben çok sevmiştim; biraz kendimi gördüm sanırım Charlie'de o iletişimsizliği(ne demekse bu!?), terlemesi, her şeyin iyice içine girip vurdusuz kırdısız bir film yaratmak istemesi, kızlarla pek konuşamamasına rağmen denemesi, kendi kendine odasında bile hep bir korkuyla yaşaması vs. falan da filan. Bir de çiçekler yahu konusu. Çok naif.

Benim de bir cigara&kahve molasına ihtiyacım var sanırım, gene deliriyorum =(

nosta dedi ki...

Bir sözcüğe aşık olsaydım bu kesinlikle "naif" olurdu.

Adaptation sahiden naif bir film. Nicholas Cage fobimi yendim, Meryl Streep'e bi kez daha hayran oldum falan filan.

Başka şeyler var, doğru sözcükler gelmiyor aklıma. Şey mesela, Charlie o kadar "naif" bir hikâye yazmak istedi, başaramadı. Sonunda kardeşinin yazdığı senaryoya benzer işler geldi başına. Kursuna katıldığı o adamın anlattığı tarzdan şeyler. Özgün bir hikâyesi oldu ama naif değil.

ve daha bir sürü şey!

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Eheh ben de severim kullanmasını ki kullandım.

Oo Cage fobini yendiysek tamamdır amacına ulaşmış buradaki yorumum. Ben de bu film sayesinde yenmiştim dediğim gibi çünkü =(

Bu arada uzatıyorum ama şey, bence tam da o dediğin yerde başlıyor işte olay. Charlie naif yazmak istedi, ama yazamadı; çünkü öyle bir dünyada yaşıyordu ki...(Tamam toparlıyorum) Ve insanların öyle bir dünyada olmak hoşuna gidiyordu ki mecburen o kardeşinin 3 günde yazdığı ve her nedense çok sevilen senaryosuna döndü =( Tam da burada işte eleştiri de. Yani ben ne yazarsam yazayım, siz buna dikkat edeceksiniz ve siz bunu kâle alacaksınız gibisinden.

Ne yazık, değil mi?

nosta dedi ki...

Tuhaf bi kısırdöngü vardı filmde. Yazar kadının hayatı, yazdığı adamın hayatıyla tamamen zıt. Charlie aynı şekilde. Hoş bir hayat yaşamıyor ama bir çiçek senaryosu yazmaya çalışıyor.

Çook konuşmak istiyorum çook!
Saatlerce, satırlarca!

Yeni bir başlık açmalı, bu filmi yazmalı. Sen de yazmalısın ama..

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Ben yazmam genelde film yani özellikle çok sevmişsem kitap ya müzik de aynı şekilde (geçi müziği bu aralar blogumda çokça paylaştım ama olsun.)... Hatta burada kimse görmeyecek diye rahatça yazıyorum yorumlarımı =) Nicolas Cage'i aynı benim gibi sevmeyen birini görünce acaba şu filmini izlemiş midir diyesim geldi ve oradan aldı yürüdü =) Sen yazarsan okurum ama ben yazmam sanırım =(

Benim o kısır döngü hoşuma gitti demek ki bilmem =(

nosta dedi ki...

Misyonunu tamamladın Mr. Tambourine! Nicholas fobimi yendim. Sadece artık nefret etmiyorum, diğer filmlerini yine izleyemem.

Kısırdöngüleri sevmeyiniz! Başınız ağrır, dünya tutar, delirirsiniz.

Bi film daha tavsiye et!
hadi hadi hadi!

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Sanırım The Fisher King derdim izlemediysen ve yazmayacağına söz verirsen =(

nosta dedi ki...

Neden yazmayacağıma söz vermem gerekiyor? Heey! Ben bi' şeyler mi kaçırdım?

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Yok, kaçırmadın sanırım bilmem. Hani, ben sevdiğim filmleri paylaşamıyorum dedim ya. Sen paylaşırsan benim çok sevdiğim filmi ve daha önce izlememiş başkalarının da çok sevdiği film olursa o sen paylaştıktan sonra... Benim içimde çok beklemiş çok eski bir yer kanar =(

nosta dedi ki...

Antlaşma şartları şunlar,
*sen sevdiğin filmi söyle
*ben o filmleri izliyim ama yazmıyım.

Kabul edildi.
Kimse kanamasın.

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Tamam nosta kabul edildi. Dang! (Bu mahkemede o tokmak gibi şeyden çıkan ses, adını unuttum şimdi.)

Bir şart daha var: İzledikten sonra mesela fisher king'i izledin diyelim, buraya yorum olarak yazacaksın nasıl bulduğunu falan filan; ya da kim kasacak ha bire buraya gir yaz diyorsan benim profilimden mail adresim gözüküyor oraya atacaksın, anlaştık mı? Böylece filmlere verdiğin tepkileri görebileceğim. =)

nosta dedi ki...

Annaştık! Gümm!

Ama Fisher King izlenmişti çook önce.
Sıradaki film!

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Abre los ojos? =(

nosta dedi ki...

Onu da izledim.

Suçlu hissediyorum kendimi. Son bi deneme.

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Yok bre ne suçlu hissedeceksin gayet iyi işte film zevkin =) Ben seni anladım çok bilinmeyen iyi filmleri izlemişsin belki de çok bilinen iyi filmleri izlememişsindir =(

Gerçi şimdi söyleyeceğim de bilinmedik iyi film olmadı sabaha kadar deneyeceğim =)

Swimming Pool, François Ozon'ın. =(((

nosta dedi ki...

Hımm.. Ozon'un filmlerini izledim. Başkası?

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Holy...

About a Boy? =( Olmadı In America bunlar daha popüler ve daha değişik iki benzer tür film =( Belki izlememişsindir deniyoruz işte =(

nosta dedi ki...

Oldu! Sonunda on ikiden vurduk!

in america'yı izlememiştim. bir hafta istiyorum ama.

Mr. Tambourine Man dedi ki...

Eheh sonunda =( Benim küçük kızlara karşı acayip sempatim olduğundan da çok güzel gelmiş olabilir bana film. Gerçi küçük oğlanlara da biterim =( Neyse izle bakalım sonra yazarsın ben bir hafta sonra bakarım buraya =( About a boy'u izledin yani he! Vay canına, ne güzeldi değil mi sonu? =(

nosta dedi ki...

Son'larla aram pek iyi değil benim. Mutlu son'a da inanmıyorum.

in america'yı izliycem. ama yazamıycam. bu kötü oldu.

bi de ben mail adresini bulmayı başaramadım Mr. Tambourine.

Related Posts with Thumbnails